TÜBİTAK'tan Intel ISEF'e: Bir Bilim Yarışması Projesinin Yolculuğu
Polianilin temelli elektrokromik polimer kompozitler projemle çıktığım TÜBİTAK ve Intel ISEF yolculuğunda öğrendiğim, çoğu kimyayla ilgisi olmayan derslerimi burada topluyorum.
Proje seçimi: "İlginç" değil, "savunulabilir" olan kazanır
İlk hata çoğu öğrencide aynı: mümkün olduğunca "havalı" görünen bir konu seçmek. Jüriler görmüş geçirmiş kişiler; onları etkileyen şey konunun büyüklüğü değil, her kararının arkasında bir gerekçe olması. "Neden bu kompozit ortağını seçtin?" sorusuna "çünkü ilginç görünüyordu" değil, literatürdeki bir boşluğa veya belirli bir performans hedefine dayanan bir cevap vermek gerekiyor.
TÜBİTAK süreci nasıl işliyor
- Proje raporu — jürinin sizi tanımadan önce okuduğu tek şey. Rapor, deney kadar önemli; belirsiz yazılmış mükemmel bir deney, jüride "anlaşılmadı" izlenimi bırakır.
- Bölge sergisi / il finali — burada jüriyle birebir konuşma şansınız var. Ezber sunum yerine, "bu sonucu neden bekliyordun, sonuç bekleneni karşıladı mı" sorularına hazır olmak daha değerli.
- Türkiye finali — burada rakipleriniz de son derece hazırlıklı; küçük ayrıntılar (grafiklerin okunabilirliği, hata payı gösterimi, tekrarlanabilirlik) fark yaratıyor.
Gerçek zaman çizelgemiz
Somut bir fikir vermek için, hipotez geliştirme aşamasındaki gerçek proje planımızın bir özeti:
- 4-24 Ekim — elektrokromizm konusunda ön araştırma, Ege Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Doç. Dr. Zekerya Dursun ile iletişime geçme.
- 3-25 Kasım — literatür taraması; anilinin çözünürlük/kırılganlık dezavantajlarını görüp kopolimerizasyon fikrine, ardından o-fenilendiamin (OPD) seçimine karar verme.
- 29 Kasım - 4 Aralık — tarama hızı ve gerilim aralığı parametrelerinin belirlenmesi; anilin ve OPD'nin ayrı ayrı homopolimerizasyonu.
- 6-10 Aralık — kopolimerizasyon için en uygun monomer derişim oranının bulunması.
- 13-17 Aralık — uygun döngü sayısının (10/30/40/50) karşılaştırılarak belirlenmesi.
- 20-26 Aralık — polimerizasyon ortamına metal tuzlarının (Cu(NO₃)₂, AgNO₃) eklenmesi ve etkisinin araştırılması.
- 29 Aralık - 6 Ocak — AFM (Ege Üniv. Güneş Enerjisi Enstitüsü) ve SEM (İYTE) görüntülerinin alınması.
Yaklaşık üç ay süren bu süreçte fark ettiğimiz şey şuydu: her hafta bloğu aslında bir önceki haftanın sonucuna göre şekillendi — baştan "şu deneyi yapacağız" diye sabit bir plan çizmedik, her adımdan sonra "bir sonraki değişkeni nasıl kontrol ederiz" sorusuna göre ilerledik. Danışmanla düzenli görüşme bu yüzden kritikti.
Intel ISEF farkı
Intel ISEF, TÜBİTAK finaline göre çok daha uluslararası ve çeşitli bir jüri havuzuna sahip. Burada iki şey öne çıktı:
- İngilizce anlatım netliği — kimya terminolojisini bilmek yetmiyor, karmaşık bir mekanizmayı 2 dakikada, jargon yükünü azaltarak anlatabilmek gerekiyor.
- Poster tasarımı bir iletişim aracı — sadece veri sunmuyor, izleyicinin gözünü doğru sırayla yönlendiriyor (problem → yöntem → sonuç → anlam).
Benzer bir projeye başlayacaklara 5 pratik tavsiye
- Değişkenlerini erken sabitle. Sentez sırasında sıcaklık, oksitleyici oranı, karıştırma hızı gibi parametrelerden hangilerini sabit tutup hangisini değiştireceğine deneye başlamadan karar ver — sonradan "ama o gün oda sıcaklığı farklıydı" savunması işe yaramıyor.
- Her deneyi en az üç kez tekrarla. Tek ölçümle çıkan "güzel" bir sonuç, tekrarlanabilirlik sorulduğunda çöküyor.
- Negatif sonuçları da rapor et. Beklenmedik bir sonuç, saklanacak bir kusur değil, tartışılacak bir bulgu.
- Rapor yazımını deneyle paralel yürüt. Tüm deneyler bitince rapor yazmaya başlamak, hangi ham verinin nerede olduğunu unutmanıza yol açar.
- Sununu bir yabancıya test et. Konuyu hiç bilmeyen biri 2 dakikalık anlatımdan sonra "ne yaptın" sorusuna doğru cevap veremiyorsa, anlatım fazla teknik kalmış demektir.
Bu süreç bana kimyadan çok daha fazlasını öğretti: bir fikri nasıl savunulabilir hale getireceğimi. Bilim yarışmalarına yeni başlayacaklar için en büyük tavsiyem, mükemmel bir sonuç değil, her adımı açıklanabilir bir süreç hedeflemeleri.